Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 
Gelmeye başladılar yavaş yavaş.
Gelin hepiniz gelin!
Epeyce kalabalık oldu burası. Ama uyarayım Dosto ruhum homurdanmaya başladı. O sevmez kalabalığı.
Gerçi ona soranda yok zaten.
Hamsun hep olduğu gibi sakin, kimbilir nerede göçebeliyor aklı. Öyledir o.
Cronin günümüz şarkılarına kaptırmış kendini, "ah olmaz sensiz olmaz", mırıldanıyor. Therese Etiénne'i süzüyor bir yandan da çapkın hüznüyle. Etiénne'in duyduğunu sanmıyorum. O hala yorg
un yaşamından.
Duysa ihtimal sitem edecek Gavin'in ayakkabı topuğundan. Ama siz esas o zaman görün Cronin'i.
Bence Hamsun onların aklından geçenleri biliyor ama kıs kıs gülmüyor. Neden Ylejali'sinin Cemile gibi olamadığını düşünüyor olmalı. Aytmatov orta
larda yok. Cemile ise her an bekleniyor. Daniyar'la gittiği gibi geleceği düşleniyor.
Bellow tam anlamıyla şaşkın. Koca ömründe içinden geçmediği zamanı yakaladığını düşünüyor. Hani elinde olsa "verin kitabımı, yazmadım daha" deyip dağıldıktan sonra yazac
ak.
Yumurcakta burada, Exupéry'nin küçük prensi. İmparatoruna kendi gezegenini anlatıyor, ama boşa. "Gel küçüğüm burada kuralım yaşamını" demekte imparator ona.
Kulakları iğdiş eden berbat bir şarkı dolmaya başladı odanın içine. Suçlusu benmişim gibi uta
nıyorum.
Utandığıma sinirleniyorum şimdi de. Gülene kızacağımı biliyorlar. Sessizleştiler onlarda bu zevksizlikten.
Hey kaptan bizim kaptan da geldi işte. Çocukları neden yok ki peşinde acaba?
Bu saatinde nesi var böyle? Geciktirme telaşında herkesi.
P
iedra'nın kıyısında oturmaktan iyice sıkılmış Coelho. Şişmiş gözlerinden belli. Anna (Karenina) yetişiyor imdadına.
Kontdan sakladığı mendilini veriyor ona en asil tavriyle.
Tolstoy papaz efendiyle atışmada yine. Ne şarabı beğeniyor nede kiliseyi.
Nerud
a balkona zıplamış bile. Yıldızlarla dans edecek ya! Düşüp bir yerini kırmasa bari.
Meriç ruhum her zamanki gibi baş köşede. Çalışma odasından bakıyor sanki. Hayatında susadığı böylesi bir topluluğu birarada görmekten memnun, iştahlı. Toplantıdan sonra La
mia hanıma iştiyakle bir mektup yazacak kesin. "Gözümün gönlümün ipeği.." diye başlayan.
Napolyon'da geldi çizmelerinin gürültüsüyle. Kalbi ellerinde, kanlı. Stendhal basıyor kahkahayı "ne o paşam unuttumu yoksa?"
 Adı ne bu çiçeğin? Bilmiyorum.
"Siz ol
saydınız ne isim verirdiniz bana?" diye soruyor çiçek Meriç'e. "İşkence çiçeği" diyor Meriç.
Meraklı ay illa içeri sızacak. İçerde mehtap mı olurmuş hiç? Git yakamozlarınla oyna sen.
"Bizim gıdamız neydi?" diye soruyor ruh topluluğum."Güzellik" diyor dün
ya, kurtarılmayı bekleyen haliyle.
Ezan okuyor Bilal. Hep beraber dinliyoruz, dua edip kurtulmayı ümid ederek.
Şimdi geldi Nietzsche. Yazık. Kimbilir, yaşatabilirdi belki de.
Baygınlık gelmeden mutfağa yollamalı Marx'ı, gıda maddesi! yemeye.
Spartakus'
le Owens kol kola geldiler. Hmm korktuğundan vermiş olmalı kramponlarını Owens Spartakus'e.
Kılıcının adaletiyle mağrur Celaleddin Harzemşah. Herkesin üstünde gezdiriyor keskin bakışlarını.
Uzaklardan gelmiş deniz kızı. Natulis'e nal toplatmış, mutlu.
B
ir türlü yerinde oturamayan boğa Kolomb'u bulmuş burda, bırakır mı?
Belleğimde varolduğu sözüyle çıkageldi Poe, "değmez bu yangın yeri avuç açmaya değmez".

Gülerek karşıladılar pencerenin önünde süzülmeye başlayan Simurg'u. Birer birer ayağa kalktılar ve kazanılan bir zaferden sonra yapıldığı gibi havada çarpıştırdılar ellerini. Komiktiler. Zengindiler. Açtılar. Sersemdiler. Korkaktılar. Zordular. Yürekliydiler.
Hepsini orada bırakıp çıktım zamanın içinden.
Simurg'un kanatlarında gittiler onlarda
, düşlerin alacasını yüzüme boyayarak.
Kan ter içinde Kavafis yetişti arkalarından bir başka şehre kavuşmaya.
 
 

 

DUYURU!

 


[Ana Sayfa] [Cemil Meriç] [Mektupçu] [Aforizmalar] [Sorular] [Vee..] [Sizin yeriniz] [Tavsiyeler] [Derlemeler]