|
Ben neyim? Sabırsız avuçlarına güneş ışığını doldurmaya çalışan yakıcılığı olmayan bir merceğim. Duvara hapsedilmiş, gölgelerle dolu sessiz bir fotoğrafım. Takvimlerde olmayan –belki- paranteze alınmış, hatırası olmayan hatırlanmayan eski bir günüm. Aylak aylak atılan adımların eksilen yoluyum. Bir yıldıza bağlanan kalbin yeryüzünden bakışıyım. Kıyısız denizlerin dalgalarında parçalanmış arayışım. Boşluğa açılan eski bir kapının, aşındırılmamış eşiğine düşmüş kırık koluyum. Cansız bir bedenin aldığı son nefesim. Evrene hapsedilmiş yorgun bir ruhun azabı prangalarım. Öznesiz, yüklemsiz "gibi, ama, belki, keşke, bari" lerden ibaret satırlarım. Sevdasız yüreklerin anlamsızlığına uçurulan işte öyle birşeyim. Sevdalı yüreklerin anlamlı sonsuzluğunda söylenen şarkı yada solmayan hüznün feryatlarıyım. Yalan doğru dolu kendime attığım attığım iftiraların hazin itiraflarıyım. Başa gelenin çekileniyim yada bir gün olacağım. Sayfaları birbirine karışmış bir senaryonun tekrar edilmiş sonuyum. İnsan dolu evlerin, sokakların 'sakın'larla taşınan sırlarıyım. Uyku uyku özlenen bir rüyanın her gün çalınan bugünüyüm. Kısır anlatılarda dil bulan ulaşılmaz aşkın farzedicisiyim. Köşelerine çekilmiş ihtiyarların ağır düşünceli kafa sallamasıyım. Çocukların oyunlarına karışan nedensiz kavgayım. Alıcısız satıcı, satıcısız alıcıların keselerine bırakılan yalnızlığım. Eskimiş, atılmayan bir cüzdanın sahibiyim. Hayatlarınızı kesiştiren kaderin en gerçek oyunuyum. Sonbahar yapraklarının şarkısıyım. Denizin ortasına uzanmış bir köprüye gecenin karanlığında göz kırpan bir deniz feneriyim. Tek nüshalık bir kitabın her yerde bulunabilen figüranıyım. Sallanan mendili olmayan bu istasyondaki gölgeme edilmiş vedayım. Kızıl ufuklar boyu yanan damarlarda ateşim. Düşmeyi bilmeyen salak bir kediyim. Tembel bir öğrencinin karnında çalan teneffüs ziliyim. Sürücüsüne inat kendini çamurlara atan bir Camel Trophy cipiyim. Ucuz etten yapılmış yahninin, ince kıyılmış soğanlarına son vazifesini yapan kızgın yağ kabarcıklarıyım. Budalalık sanatının göz kamaştıran bir eseriyim. Yaz günleri tutmayan uykularınızın kabusu sivrisinek vızıltılarıda benim. Rodin'in Bakırköy heykelinin "bu adam ne düşünüyor" diye eğilip baktığı delinin biriyim. * * * Yağmurlara yağan ateşim. Kapkara açan çiçeklerin tabiata isyanıyım. Bir sayısının bir temsilcisiyim. Sorulmayan soruların altında kalan kuşku payıyım. Dönülmez maziden gıdalanan canavarların diş gıcırtılarıyım. Endişeli gözlerin ölçüsüz ağırlıklarla ezdiği bir yüreğin iç kanamasıyım. Gönüllerdeki buzullarda üşüyen bir eskimoyum. Tersinden okunan cümlelerin saçma sapan alfabesiyim. Bir fincandan olası bir dostun üzerine dökülen kahvenin vazgeçilen kırk yıllık hatırıyım. Dön dolaş gelinen yerlerin değişmeyen yolcusuyum. Birilerinin söylemek istemediği, asla söyleyemediği sözlerim. Söylenilesi 'değilim', söylenemeyenim. Derinlerde vurgunlara kucak açıp, yarı canlı yeryüzüne çekilen bir dalgıcım. Çağlayanların boşluğa uçan ve rüzgarlardan sonra suya karışan sesiyim. Şehrin, yol kenarlarında yanan lambaları altında geceye terkettiği asfaltın, yolu ikiye ayıran kesik, silik çizgilerinden biriyim. Sahil boyu uzanan, yıllarca beklenen ayaklar yerine yabancı ayakların geçişine tanıklık eden kaldırım taşlarıyım. Meçhullerin üzerine yıkılmış, anlamsız umudum. Bir deniz kızının gözlerinden gelip geçen ıssız bir geminin, elleri ceplerinde kalmış yüzü olmayan dümencisiyim. Ben gözlerindeki bulutum.. kirpiklerinden süzülen damlayım. Parmaklarında asılmış, çiçek desensiz boş bir vazonun kulpuyum. Senin -belki-düşündüğün- benimse düşündüğümü unuttuğum gizli sarhoşluğun başdönmeleriyim. Ben senin ziyaretçilerini kovan binlerce yıllık heykelinim. Bitişlerine bitişler eklenen başlangıçsız sonların hayalkırıklığıyım. Yorgun siyah bir Afrika çocuğunun sevinci, bir kuşun yuvaya dönüşünün kanat çırpıntıları, yalnızlıkların çoğaltıcısı, bir çığlığın kaybolduğu günbatımıyım. İki kaşın ortasına çatılmış öfkenin rastgele savrulan eli, ayağı, haykırmalarıyım. Karamsarlığa sevkedilmiş, aranılan, görüldüğü yerde teslim olunacak güvenim. Sözlerin fırtınasında büyüyen bir ağacın yapraksız dallarıyım. İdeallerinizin tepesine inmiş Demokles'in kılıcıyım. Korku dağlarının ardındaki cüceyim. Adamın birinin hayatından kaçırılmış, gece kokan mektuplarım.. Gecenin yıldıza uzanan eliyim.. Bütüne hiç katılmamış şekilsiz bir parçayım. Varlığınızda tüketilmiş ne varsa toplayan, insanlar alemine göçmüş sefil bir ruhum. Kaç yüz kişiyseniz o gün, hepinizi boğazın karanlık sularına gömen yedi onbeş vapurunun intikamıyım. Alay edilen bir kız çocuğunun, bir gün sizi boğmaya hazırlanan gözyaşlarına karışmış nefret ve adalet duygusuyum. Düşünmeden atılmış adımlarınızın, keşkelerle cari hesabınızda büyüyen borç hanesiyim. Kendinizle yaptığınız konuşmaların tutanaklara geçmiş kayıtsızlığıyım. Yaşayanların aylık, günlük olağan programıyım. Kaybolmuş bir çığlığım.. Ben "yok"um. 21.11.1998 / Fatsa |
[Ana Sayfa] [Cemil Meriç] [Mektupçu] [Aforizmalar] [Sorular] [Vee..] [Sizin yeriniz] [Tavsiyeler] [Derlemeler]
![]()