|
Doğmuşluğumuz çaresiz bir macera. Her insan kendi kaderini oluşturuyor. "korkulukları olmayan bir köprüde" yürüyerek teslim ediyor hayatını korkularına bir adam. Yüzyıllar evvel gövdesini ruhuna karıştırmış bir kadının dizelerinde sevgiye bir köprü kuruyor, düşlerinin sessizliği.. Aklımda biri! Yankılarla kesiliyor içimdeki zindanın uğultusu "sen seçim yapmak istemedin". Şuurun kalbe emri var: sesini ver! Sevgiyi ilahlaştıran sözler-inde zindanın kurgusu. Sağırlık.., gökkubeye gözlerini kısarak bakmak. Ama ben susuzdum. Yağmurları gömen topraklarda bir fidanın dudaklarına uzanmasını bekledin. Bir dönseydin yüzünü, ah bir görseydin..selvileri büyüteni. Bekledin, geçişlerini görmek için. Aklımda kim? Vicdan ne sabırsızsın öyle. Huzursuz olmak kaygısı içimde batışan. "kağıdın, kalemin ve kainatın ihaneti..", "herşey yalan, herkes yalancı", "..nefret" "o vecitli saatler"di belki ihaneti hayatımıza peşkeş çeken, belki ta kendisi. "vecitli saatler", "nefret", "aşk", kelimeler, susuzluk, sesler..dönüp durduk. Yinede o vecitli saatlere borçluyuz sesimizi. İnsan! Sever gibi yaptı, kirpiklerini dahi kaldıracak kuvveti yokken,dünyayı. Nefesini sayamadı, yorgun kollarında uyurken "kavak yellerinin". Bilmeyi(öğrenmeyi) değil aramayı, varmayı değil dolaşmayı, akisleri değil kendi sesimizi duymayı, ışımayı değil yanmayı.., hüzün devşiren dervişler olmaya itelenip durduk. Daha amansız kuşatılamazdık, çünkü herşey istediğimiz gibiydi. İstediğimizse istediğimiz değildi. "Yeni boyutlar" nesillerinde geliştik! küçülerek. Kaç basamak çıkabildik,kaç arş yücelebildik katımızdan, kırık kalbimizin cansız ayağıyla göğün yaldızlı davetine? Taşları tekmeledik küskün, ayağımıza yüklenerek, O'ysa bizi bekler,bir duanın kanatlarında. Duanın metinleri olmaz. Kalbin konuşmasıdır o. Ruhun bedenden kurtulmasıdır. Yaşamak için bilmemeli, öğrenmeli idik. Geçmişe tutunulamaz, oysa onun üzerine basarak ayakta durmaya çalıştık.Geleceği geçmişe göre şekillendirme.. Bir adım sonra bir geleceği pas geçtiğinizde hatırlarsınız unuttuğunuzu. Çünkü rahatımızdaydık, kolayı seviyorduk. "Paris evde yoktu" kimbilir daha kaç hayali evde bulamadık. "Varlıktan ademe yuvarlanmanın" korkunç sahneleri(bahaneleri). İstemek, sanmak ve almak. Ey hakikat! Bir sen mi noksan kalmıştım? Sus!ma. Ey hakikat! Gönlünü ver, gönlüm kansın. Kansın! Eyvanım..,saadetin çınladığı, huzurun sonsuz gariplikten kurtardığı, uyumayanların uyandığı bir yaşam membaı olsun. Çünkü bilmek, bilmek yahut duymak değildir her zaman. Bilmek keşfetmektir,anlamaktır. Saatlerim açık.. Varlık, ruhumun sevgiliye sunuluşu. Sevgili, ruhumun hakikate sunuluşu. Hakikat, ruhumda sevgilinin kanıtı. Hissetmek yalnız bir duygu değil, algılamadır. Bilmenin kaynağı, pınarıdır, akıldır, en leziz melekedir. İnsanız, vazifelerimiz var. Bir çiçek gibi solmak değil, bir çiçek gibi açmak.. Sevinçli ve gizemli bir gün gibi vermeli hayatın zenginliğine kendimizi. |
[Ana Sayfa] [Cemil Meriç] [Aforizmalar] [Sorular] [Vee..] [Sizin yeriniz] [Tavsiyeler] [Derlemeler]
![]()