Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

 
Eğer geri dönmeyecekse zaman, bir hesaplaşma olmayacaksa, adalet zalime yüzünü haykırmayacaksa, hayatın, bütün anlamların içi boşalmaz mı?
Boş bir gel-geç değil hayat.. O halde içindeki adalet duygusunu açıkla?   

* * *

Özgürlük özgürlük diye ruhumuzu sattık! (mı?)   

* * *

Yaratmaya inanmayanın inanacak hiçbir şeyi yoktur..! 

* * *

Gri ola ola siyah ve beyaz körü olduk..          25.08.2001

/

...

Kısaca demek istediğim yada varmış olduğumuz yol: hayalle hakikat yer değiştirmeli! 
buna kimin gücü yeter?     26.08.2001

/

Bakışın değiştirmeli, itiraz etmeli, hükmetmeli..
baktığın yer yanmalı
küller bile yanmalı!..     27.08.2001

/

"beni kimse anlamadı".
Gerçekten kimse anlamadı mı acaba? Bilmiyoruz, bilmediğimizden soruyoruz..
Anlayıştan beklediğin ne? 
Önce anlamayı bilmek gerekiyor..sonra anlamak..
Anlayabilmek herşeyin örtüsü.     29.08.2001

/

Bir hayali bile göremez oldum..bir hayal kataraktı indi gözlerime.
Yürümek isteyip yürü-ye-mediğim yol kapatmış önümü. İki yanımda elimi uzattıklarım.
Ve -o yolları çizdiğim- gözlerin kayboluyor içimde. Artık duyulmayan çığlığın sessizliği..
Bir kavuşma görülemiyor ufukta. O benim sesimi alıyor, ben onun rengini..

Gel gönlüm geniş eyle şimdi bu toprağı -yahut dilersen gökyüzünü- üstüne..
O ermiş insan sıfatıyla gülümse, sevgini göster insanlara. 
Hadi bakalım, herkesinkinden daha geniş senin yüreğin! 
Yok itiraz elbet. İtiraz teslim olmaktır, boyun eğiştir.
Peki ya o acının köpürdüğü yer neresi?
Sen onlara gülümse ki, onlar seni sevenlerdir.
Ve acıyı köpürtenlere gülümsemeyi de öğreteceklerdir sana geniş bir zamanda-n.

Öyle midir dersiniz?    

* * *

Anlat bana, yaz bana, konuş bana! Utanmasam dudaklarını ver diyeceğim!
Kime diyorum ki bunu?
Karşıma oturttuğum bir çılgına..gözleri yıldız, gözleri melal geceye..düşüncelerimi bir çığ gibi bölen aşkın, küllerinden doğan ateşine..gönlün kapıldığı biçare seyyale..
Hem mutluydum hem perişan!

Aşk doğurdu bizi.. öldürdü. Kelimeler kağıdı yakıyordu! Kağıtlarda yanan ruhumuzdu.
Hissed-eb-ilmek nefes almak gibi.
Çığlıklar var , yangın yeri burası Meriç amcam..hangi kaynağa gidebilirim?
Aynı ateşin içinden çıktık biz, aynı denizin kıyılarından bir şişe bıraktık meçhule. Aynı uzviyetin sancılarını çektik. Aynı öfkenin karanlığından geçtik ışığa. 
Kime yazıyorduk bu mektubu, elimizde bir adres yok muydu? Sen beni tutup sarstın omuzlarımdan, ben bilmem kimi.
Aşk doğurdu bizi, öldürdü.

Coşmayı bilmeyen ruh, sevmeyi bilmeyen gönül, vermeyi bilmeyen el, fedakarlığı benimsememiş karakter,
hakikati görmeyen göz, adaleti gözetmeyen irade..ile olur muydu hiç?
Evet "alkış sahtekarların"dı. Yaratılış bile alkış gayesi gütmedi. "Bilinmekten" "vermeye" yönelen bir eylemdi.          30.08.2001

/

önce gemiler gitti,
sonra içindekiler..

aynayı ters çevirdim
ki
ne göreyim?
kendimin aynısını!..

yalancı bu aynalar
doğruyu söylüyorlar..    

* * *

Şunu yapacaksın bir ışığın yoksa;
Unufak edeceksin, içinde silahlara pençe çeken aşkın doğrultusunda kuşanılmış, büyütülmüş ne varsa.
Ve karanlığa yürüyeceksin, altında azaptan birer dağ yükü edinmiş ayaklarının çiğnediği kaldırımların seslerini, çığlık çığlığa şehrin kayboluşuna salarak.
Ağzında büyücecek anlamı içtiğin sigaranın. Külünü kaldırımlara, dumanını gökyüzüne..
Gökyüzü oyalama beni!
Gri tonlu film sonlarındaki gibi, aidiyetini yitiren omuzlarından önce çekip gitmeli uzaklara bakışının acılığı..
Bir şarkı mırıldanmalı içinden, hüznü kutsayıp "ne güzel gidiyorum.. ne güzel okula da böyle giderdim küçükken eskiden"gönül doluluğuna çeviren..
Hiç sevmemiş gibi...sarhoşluğuna, hayalyıldızının...
sahiller boyu ateşe verir gibi yüreğini, dansın...
sonsuzluk vaadiyle bir çift göze kondurduğun, sevdanın...
nihayet ayaklarına kapanarak coşkun, hayatın!..
burdayım gittiğim, 
burdayım geldiğim, 
hayatım, 
dağılan her bir yanım, 
toplanın..
yaşamayı değil,
ipekten bir zerafeti
göze alalım..           31.08.2001

/

Bir geceyarısı şafağı edinmişsen eğer,
Bir martı ayaklarını ıslatır sormaksızın, düşlerin kıyısında. 
Boşluğa akar sessiz bir hayat..
ve meftuun olurum ben meftun, anlar üstü anın,kalpleri yeni baştan imar eden, dumur eden 
o büyülü, o felaket havasına!
Ve ne zaman yakalansam, kalsam derim
yok olana değin

-gölgelerim..    

* * *

Bu insan nesli kayıp..sokaklar çamur deryası, her yan balçık..
Kaybolmuş insanlar ve bilmiyorlar, bir yüzleri yok!..
Çağ bütün ağırlığıyla varlığını duyururken, nesli kayıp. Tarih bu çağı anarken insanı anmayacak, maddeyi anacak.
İnsanın yalnız çamuru var, melekeleri nerede? Kim rafa kaldırdı bu melekeleri..sevgiyi, ruhu..?
Kimin utancı bu?
Düşünüp akledip, benim değil diyecebilecek olabileniniz varmı?
Önceki yüzyılların hatta 1900 yılların karanlık,otoriter, kasvetli, cehalet uşaklarının hüküm sürdüğü yıllarda bile insan vardı.
İnsanlığını, özgürlüğünü, varoluşunu kovalıyordu. Şimdi?
Kendini kaybetmiş insan, aradığı da yok..parayı ve gücü kovalıyor yalnız, zevki ve tatmini..        01.09.2001

/

Kötülük, değiştirebilir mi?
İyilik yolundan alıkoymuyor.. görmüyor..duymuyor..
Bütünüde parçayıda bozmaya aday olan kötülük değiştirebilir mi?
Değiştirirse anlamları tersyüz etmiş, halı altlarına süpürmüş olmaz mı?
Evet ama, değiştirir de!
O ancak -sahip olduğu- kötülükle değişebildiğinden,önce parçayı ve sonra da bütünün dengesini bozduğunu görmez..

Demek ki neymiş?

Yunus Emre'ymiş..

"Benim Bunda Kararım Yok

Benim bunda kararım yok 
Ben gine gitmeğe geldim 
Bezirgânım metâım çok 
Alana satmağa geldim "  /Yunus Emre

işte bu kadar..

"benim bunda kararım yok" diyor
onun kararında senin kararın yok ve bütünün kararında da senin kararın yok
bunun anlatması da zor oluyor 
işte zaten bende değiştiremiyor olmanın dehşetine düştüğüm için yazdım
yaprağın asılı  durduğu hava kadar bile birşey değilsin yaprak için!
aldanmışız.
ve oradan
"ben gine gitmeğe geldim" i alıyorum kendime
satmak doğruysa da almak ne yalan!
anlatabiliyor muyum?     

* * * 

İnsanın içinin kırılmasıdır şiir..bir yalnızlığın kıpırdanışıdır..    

* * *

"göründüğünden beri yok"

* * *

Bu gece İstanbul semalarında uçan tanımlanamayan bir cisimden bahsedildiğini duyabilirsiniz
Beni elevermeyecekseniz söylüyorum size;
dupduru bir sesin, bulutla dansın, ateşle buzulun, ışık hızıyla yerinde saymanın, kafa tutuşla ram olmanın vs. nin dönüp durduğu, şekil değiştirdiği, haleler oluşturduğu sarsıntı o..
..kanatlarımın iki yanıma iliştirilip yeldeğirmenleriyle savaşa gönderilişim..
ne mi yapıyordum orada?

şarkı söylüyordum..    

* * *

"...rüyalarını kime vereceğini biliyorsun..." 

Bilmiyorum!
Griyi tanımam ben..siyahı ve beyazı bilirim.
Bu yüzden de kimse beni tanımaz. Herkes-e bulaşmış-grinin, geniş hareket alanı içinde rahatça gezerler ve bu yüzden överler/severler griyi.
Büyük azınlık!..                 02.09.2001

Hayatın durakları..içimde dolaşan bir yangın!..    03.09.2001

/

Söylüyorum sana; bir fırtına çıkaramadıysan yaşamından bir kişiye bile ulaşamamışsın demektir.    

* * *

Ben her zaman inanırım ve bundan dolayı da sanarım.    04.09.2001

/

Fildişi'niz size garanti eder ki;
günlerin ve gecelerin en güzel vakti seher vaktidir..
göğün açık laciverdi altında ufkun kızıl doğumu dupduru bir zihin ve bir kalp sevinci bahşeder bize..
iki yıldız hala asılı durur tavanda ve ay hala parlaktır..
bir uyanış vakti olmasından belli değilmidir ağaran tanyerinin?     07.09.2001

/

"sanki" ne esrarengiz bir kelime değil mi?
"sanki.."
sanki ne?     25.10.2001

/

Evet "başaklar boy verecek"
kimsenin yürümediği topraklardan..
üzüldüğümüz günlerin toplamından.. durgun günlerin yokluğa çağrılarından..
tutuşmuş günlerin fırtınaları getirecek 
yağmurun gazabını..

yüreğimizdeki ses karşılayacak bizi
tanyeri ıssız sokulduğunda
sımsıkı..
umutla..

dahası
günler artacak
biz çoğalacağız
elimizle bir bir düzelteceğiz
eğri zaman yoksunluklarını..

şunu bilin ki diyar-ı fakirin sakinleri
daha zengin olacağız
bir dünya dolusu insan yaşamından..

bir sözden bir susuştan
duvaklar öreceğiz
yeni çağın gelinliğine..
kimsenin olmadığı yerden çağıracağız
isyanın aç gözlü insanlarını

ateşle yanmayanı susuzlukla dağlayacağız
yanmayanı...                          09.11.2001

 

 

DUYURU!


[Ana Sayfa]  [Cemil Meriç] [Mektupcu] [Aforizmalar] [Sorular] [Vee..] [Sizin yeriniz] [Tavsiyeler] [Derlemeler]