Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

- Ama sana hiç dokunmazsam, bir tapınak gibi kurarım seni. Ve seni ışıkta kurarım. Ve sessizliğin kırları alır içine.
  Ve seni kendiminde, seninde ötende sevmesini bilirim. Ve imparatorluğunu kutlamak için ilahiler yaratırım.
  Ve gözlerin yumulur; dünyanın gözkapakları. Seni kollarımda yorgun tutarım, bir kent gibi. Tanrı'ya doğru yükselişimin
  bir basamağından başka bir şey değilsin.
 

- Şimdi kulak ver sözlerime: Kentin tamamlanmışlık yüzünden ölecek. Çünkü aldıklarıyla değil, verdikleriyle yaşıyorlardı.
  Hazırlanmış erzakları birbirlerinin elinden kapmak için, inlerinde birer kurt olacaklar yeniden. Zulmünle onları yıldırırsan, inde
  kurt yerine, ahırda sığır olurlar.
  Çünkü bir kent hiçbir zaman tamamlanmaz. Ancak coşkusuz kaldığım zaman söylerim yapıtımın tamamlandığını. Önceden
  öldükleri için ölürler o zaman. Ama kusursuzluk erişilen bir erek değildir. Tanrı'da değişmedir.
  Ben kentimi hiçbir zaman tamamlamadım..
 

- Çünkü beceriklilik boş bir sözcükten başka birşey değildir. Yaratışta sapma diye bir şey yoktur. İnsan yaptığını kurar hepsi
  bu. Bir ereğin ardından giderken,bu erekten farklı olan bir başka ereğede yöneldiğini ileri sürersen, yalnızca sözcüklere
  aldananlar becerikli bulur seni. Çünkü senin kurduğun şey ilkin kendisine doğru gittiğin şeydir, işte bu kadar. Uğraştığın şey
  çarpıştığın şey bile olsa.
 

- Ve mutluluk kusursuzluklarının, yüreklerinin değerinin belirtisiymiş gibi geldi hep bana. Ve sana "öylesine mutlu buluyorum
  ki kendimi" diyebilen kadına evini ömürlüğüne aç, çünkü yüzüne vuran mutluluk, ödüllendirilmiş bir yüreğin mutluluğu olduğuna
  göre, değerinin belirtisidir.
 

- Çünkü insanın ışığını vermesi hoşuma gider. Mumun kalınlığı o kadar önem taşımaz benim için.
  Değerini yalnız aleviyle ölçerim.
 

- Tutumlu olmaya kalkma bu alanda. Çünkü, gönül devinimleri sözkonusu olunca, biriktirilecek mal yoktur.
  Çünkü vermek, yalnızlık uçurumu üstünden bir köprü atmaktır.
 

- Ama her yükseliş sızılıdır. Her değişim acı verir. Ve bu müziğin önce acısını çekmemişsem, hiçbir zaman gizine eremem
  onun. Çünkü benim acımın meyvasından başka bir şey değildir ve başkalarının biriktirdiği erzaklarla keyiflenenlere hiç mi
  hiç inanmam. İnsanların çocuklarına mutluluğu,aşkın büyük sarhoşluğunu sağlamak için onları konsere, şiire ve söyleve
  daldırmanın yeterli olabileceğine inanmam. Çünkü insan elbette aşk yeteneğidir ama acı yeteneğidir de.
 

- Çünkü ötekiler dünyanın sözcüklerde olduğunu,insan sözünün evreni de, yıldızı da, mutluluğu da, batan güneşi de,
  yurtluğu da, aşkı da, mimarlığı da, acıyıda, sessizliği de dile getirdiğini tasarlarlar...Ama ben insanı en küçük parçasına
  kadar kavramakla olduğu dağın karşısında gördüm...
 

- Senden uzaklarda uyuyup bir ölü gibi kımıltısız yatan sevgili seni nasıl beslerse, senin için nesnelerin anlamını nasıl
  değiştirirse, imparatorluk da öyle besler çünkü yüreğini. Uzaklarda içine bile çekemeyeceğin, zayıf bir soluk vardırama
  dünya yalnızca mucizedir senin için.
 

- Dedim sana, bir kişinin acısı dünyanın acısına bedeldir. Ve bir tek kadın aşkı, ne kadar budalaca olursa olsun, samanyoluna
  ve yıldızlara denktir. Ve seni gemimin eğrisi gibi kollarımda sıkarım. Engin denizlere doğru açılma da böyle: aşkın korkunç
  omuzu...
 

- Çelişkiye düştükleri zaman bile, geminin sereçkesi gibi, hiç değişmeyen kişilere saygı duyarım. Deniz istediği kadar kudursun,
  sereçke hiç şaşmadan yıldızına yönelir. Böyle oldu mu nereye gittiğini bilirsin. Ama mantıklarının içine kapananlar, kendi
  sözcüklerini izlerler, tırtıllar gibi kendi çevrelerinde dönüp dururlar.
 

- Aşkın benimsenmemişse, bağlılığının ödüllendirilmesi için boşu boşuna bir yakarış oluyorsa, susmak için yeterince ruh
  gücün de yoksa, bir hekim bul bulabilirsen, iyileşmeye çalış. Çünkü aşkı yürek tutsaklığıyla karıştırmamak gerekir.
  Dileyen aşk güzeldir, yalvaran aşk uşak aşkıdır.
 

- Bir yararı olmasa bile, sana yönelmiş bir aşk varsa, sen de bunun karşılığı olan aşkı duyuyorsan, ışıklar içinde yürürsün.
  Çünkü, tanrı varsa, karşılığı yalnızca sessizlik olan dua büyüktür.
  Ve aşkın benimsenmişse, sana açılan kollar varsa, bu aşkı çürümekten kurtarması için dua et Tanrı'ya, çünkü istediğine
  kavuşmuş yüreklerin geleceğinden korkarım.
 

- Alçakgönüllülük alçalmanı gerektirmez, açılmanı gerektirir. Değişimlerin anahtarıdır. Ancak o zaman alabilir, o zaman
  verebilirsin. Aynı yolu belirtmek için kullanılan bu iki sözcüğü birbirinden ayıramam. Alçakgönüllülük insanlara değil,
  Tanrı'ya boyun eğiştir. Taşlara değil,tapınağa boyun eğmiş taş da böyle. Hizmet ediyorsan, Tanrı'ya hizmet ediyorsun.
  Ana çocuk karşısında alçakgönüllüdür, bahçıvan da gül karşısında.
 

- Sana gelen adımlarımı yanlış saydın, aşkımla değil, aşkımın saygı sunuşuyla besleniyordun. Dileğimin anlamını yanlış anladın.
  Yalnızca alçakgönüllü olan ve aşkımın ışıklandıracağı kadını onurlandırmak için uzaklaşacağım senden. Yalnız aşkımın
  büyüteceği kadının büyümesine yardım edeceğim. Sakata da kendisini pohpohlamak için değil, iyileştirmek için bakacağım
  gibi: bir yol isterim ben, bir duvar değil.
 

- Çünkü ben insanlar arasındaki ilişkileri dikkatle izledim ve aklın tehlikelerini iyice gördüm. Dilin her şeyi kavradığına inanan
  aklın. Tartışmalarda yanıtlara inanan aklın. Dil yoluyla geçiremem içimdekini. İçimdekini dile getirecek sözcük yok. Sözden
  başka yollarla anlayabildiğim ölçüde belirtebilirim onu. Aşkın mucizesiyle yada, aynı Tanrı'dan doğduğumuzdan,bana
  benzediğin için. Yoksa benliğime gömülmüş olan bu dünyayı zorlamakla kalırım. Ve, beceriksizliğimin rastlantısına göre, ancak
  şu ya da bu yanını gösteririm onun, dağın ancak yüksek olduğunu belirtebildiğim gibi. Ama bu dağ bambaşka bir şeydir ama
  ben insanın yıldızlarda üşüdüğü sırada gecenin ne denli görkemli olduğunu anlatıyordum.
 

- Ama sen alıcı aracılığıyla Tanrı'ya verdin vereceğini, o da almaya gönül indirdiğine göre, secdeye kapanması gereken sensin.
 

- Bununla birlikte, arzunun eyleme dönüşmesi için,ağacın gücünün dal, kadının ana olması için, bir seçim gerekir. Seçmenin
  adaletsizliğinden doğar yaşam. Çünkü bu güzel kadını da bin kişi seviyordu. Ve kadın varolmak için onları umutsuzluğa
  gömdü. Ve varolan adaletsizdir her zaman.
 

- Bunalımı coşkudan ayıran sınırı o zaman gördüm işte. Çünkü bunalım da, coşku da aynı insanların payına düşer. Her ikisi de
  uzay ve uzam duygularıdır.
  Öyleyse yalnızca bunalımlılarla coşkulular uyanık benimle, diyordum içimden. Ötekiler varsın dinlensin. Gündüz yaratmakla
  kalarak önde olma iççağrısı bulunmayanlar...

- Şu yanıtı ver hepsine de: "Beni sevmek, önce benimle işbirliği yapmaktır."
 

Yalnızca Ruh yaratabilir insanı, balçığa soluk katan Ruh.

 

                                                                                                                                                                          Saint Exupéry
 
 

DUYURU!


[Ana Sayfa] [Cemil Meriç] [Mektupçu] [Aforizmalar] [Sorular] [Vee..] [Sizin yeriniz] [Tavsiyeler] [Derlemeler]